Hikayemiz
Altınkek’in temelleri 1976 yılında, İstanbul Kalamış’ta atıldı.
O dönemde herkesin “Teyze” diye bildiği babaannemiz ve amcamız galeta üretimiyle başlayıp daha sonra Altınkek'e ismini veren Limonlu Kek'i ile ürün çeşitlerini küçük küçük büyüttüler.
Zamanla bu küçük imalathane/dükkan, sadece bir satış noktası değil, bir üretim kültürüne dönüşmüş. Kalamış'ta o kadar çok sıra oluyormuş ki insanlar paralarını kasaya atıp keklerini pastalarını kutulamadan evlerine götürürlermiş (o dönemleri tecrübe edenler çok şanslı, biz torunlar sadece hayal edebiliyoruz o yoğun sevgiyi). Kazasker şubesi de bu nedenle açılmış.
Altınkek; emeğin, sürekliliğin ve aynı standartları koruma disiplininin bir sonucu olarak büyüdü.
Yıllar içinde üretim genişledi, ekip büyüdü ve marka kendi döneminde yüzlerce kişilik bir yapıya ulaştı. Ancak her köklü işletmede olabileceği gibi, Altınkek de zaman içinde duraksadı ve üretim bir süreliğine tamamen sona erdi. Bunun için bir sürü neden vardı...
Bugün ise bu hikâye, üçüncü nesil tarafından yeniden ele alındı.
Altınkek’in yeniden başlaması, sadece bir işletmeyi tekrar açmak değil; geçmişte kurulan sistemi anlamak, eksikleri görmek ve bugünün koşullarına uygun şekilde yeniden inşa etmek anlamına geliyordu bizler için.
Şu anda Altınkek, küçük bir ekiple, üretim ve satış süreçlerini adım adım yeniden kuruyor. Her ürün, aynı prensiple hazırlanıyor: doğal içerikler, doğru teknikler ve tutarlı kalite.
Büyümek bizim için bir hedef, ancak acele edilen bir süreç değil. Önceliğimiz, sürdürülebilir bir sistem kurmak ve her aşamada aynı standardı korumak.
Altınkek bugün, geçmişinden aldığı birikimle yeniden şekilleniyor.
Bu süreçte bizimle olan herkes, bu hikâyenin yazılmaya devam eden bir parçası olmaya devam ediyor.
Bizi destekleyen herkese teşekkür ederiz, Altınkek'in ürünlerinin bulunduğu anılarınıza kapı olmak büyük bir onur bizim için.